Nükleer Atık Sorununun Çözümü İçin Öneriler

      Reaktörde 3-4 yıl kullanıldıktan sonra çıkarılan yakıt
çubukları, reaktör kompleksindeki bir soğutma havuzuna aktarılır. bu
noktada atık yakıt, yalnızca yüksek düzeyde radyoaktif değil, aynı
zamanda çok sıcaktır. su hem yakıtı soğutur hem de işçilerle çevre
halkını zararlı ışınımdan korur. şimdilik ABD'de atık yakıtın tümü,
nükleer santrallerdeki havuzlarda tutuluyor. ancak, 2010 yılına kadar
santrallerin çoğunda atık depolayacak yer kalmayacak.
      1986 yılından bu yana bazı ABD nükleer santralleri, atık
depolama kapasitelerini yer üstü kuru depolama tesisleriyle genişletme
yoluna gittiler. bu tesislerde atıklar, çelik, beton ve kurşundan
yapılı ağır konteynerlere yerleştiriliyor. bunlar da ya kalın
platformlar üzerine dikey olarak yerleştiriliyor, ya da kalın beton
depolarda yatay olarak saklanıyor.
      nükleer atıkların okyanus tabanına gömülmesi, akla yatkın bir
seçenek. çünkü, tabanın derinliklerinde radyasyon insanları ya da
çevreyi etkilemez. sorun, gerektiğinde yakıtı yeniden yüzeye
çıkarmanın güçlüğü. ayrıca, 1993 Londra Sözleşmesi 2018 yılına kadar
denizlere radyoaktif atık bırakılmasını yasaklıyor.
      atıkların Antarktika ya da Grönland'da buza bırakılması: atık
varilleri,sıcaklıklarıyla buzu eriterek dibe inecekler. varillere
bağlanacak kablolarla atıklar gerektiğinde geri alınabilir. sorun,
gelecekteki iklim değişiklerinin buzları eritmesi ve atıkların çevreye
saçılması. yöntem ayrıca pahalı ve 1959 Antarktika Antlaşması'na
aykırı.
      atıkların üzerinde insan yaşamayan uzak adalara gömülmesi de
sorunlu: bir kere atıkların okyanuslarda, özellikle kötü havalarda
taşınması riskli. ayrıca, bu adaların bir çoğunda yoğun deprem ve
yanardağ faaliyetleri görülüyor. bir sorun da adalarda sıkça görülen
jeolojik yapıda deniz suyunun ve tatlı suyun yüzey altındaki kaya
katmanlarına sızması. suyun varlığı atık varillerinin paslanmasına ve
sonunda radyoaktif parçacıkların ortama sızmasına yol açabilir. bir
başka sorun da, ada yakınındaki ülkelerin buna karşı çıkması.
      atıkların, uzaya bırakılmasının avantajı bunların insanlı
ortamdan kalıcı bir biçimde uzaklaşması. ancak, dezavantajlar daha
büyük. fırlatış sırasında, radyoaktif maddeleri çevreye saçacak bir
kaza olasılığı bu seçeneği kabul edilemez yapıyor. ayrıca, çok sayıda
fırlatmanın gereksinmesi ve bu konuda uluslararası bir anlaşma
sağlanmanın güçlüğü, yöntemi pratik olmaktan çıkarıyor.
      Yeniden işleme ve dönüştürme giderek benimsenen yöntemler.
yeniden işlemede plütonyum ve parçlanabilir uranyum kullanılmış yakıt
çubuklarından ayıklanıyor. bu süreç, atık nükleer yakıtın hacmini
azaltıyor. dönüştürme yönteminde ise radyoaktif elementler daha kısa
ömürlü maddelere dönüştürülüyor.bu yöntemlerin ikisi de atıkların
sonunda güvenli bir yeraltı deposuna  nakledilme gereksinimini ortadan
kaldırmıyor. yeniden işlemeden arta kalan artık ürün, uzun ömürlü  ve
camlaştırılarak saklanmak zorunda. yöntemin avantajı atık miktarını
düşürmesi dönüştürme ise, gömülme süresini büyük ölçüde azaltacak.
       ABD, elindeki nükleer atıkları, en erken 2010 yılında hizmete
girecek olan bir yeraltı deposuna nakletmeyi planlıyor. tatışmaları
bitmeyen proje, Nevada'daki Yucca dağı altında bir depo inşaası
içeriyor. yer seçiminde etken, iklimin kuraklığı ve topraktaki su
tablasının  derinliği. Depo, yüzeyden 300m derinde ve su tablasının
300m yukarısında inşaa ediliyor. suya doymamış kaya katmanları gibi
yapay engellerin de atıkların suya ve atmosfere sızmasına önleyeceği
umuluyor.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !